Ortadoğu’da savaş tamtamları çalarken

 

Savaş tamtamları yine etrafımızda yankılanıyor. Son yılların en acı tamtam sesleri duyuyoruz. Bakalım bu seslerin sonunda ne kirli akıbetler ortaya çıkacak? İran Devrim Muhafızları Sorumlusu Kudüs Tugayları Komutanı General Süleyman Kasimi ve beraberinde yedi önemli Şii komutan Bağdat’ta ABD’nin düzenlemiş olduğu suikastla öldürüldü. İran’ın Ortadoğu’daki en önemli adamı, Şii politikalarıyla Ortadoğu’yu İran’ın egemenliğine sokmak için gecesini gündüzüne katan General Süleymani korkunç akıbetle, günahıyla, sevabıyla gitti. Ortadoğu’da hedeflenen “Şii Hilali” amacı için yer yer ABD ile yer yer Rusya ile ortak hareket etti General Süleymani. Suriye’deki direncin,  Irak’taki çatışmaların, Yemen’deki kargaşanın altından İran’ın askeri yumruğu Süleymaniye çıkar. ABD’nin alçakça saldırısına sevinmek mümkün değildir. Lakin İran’ın İslam diye, İslam kardeşliği diye bir derdi olmadı hiçbir dönemde. İran için amaç varsa yoksa mezhepsel bir imparatorluk kurmak oldu maalesef. Ben inanıyorum ki İran’ın İslam birliği gibi bir derdi olsa bu çoktan gerçekleştirilirdi. İran’ın amacı kendi kontrollerinde Şii Mezhebinin otorite olduğu bir Fars İmparatorluğu kurmaktır. ABD’ye karşı intikam savaşında kim kazanacak? Kazananı belli olmasa da kaybedeni Ortadoğu olacağı belli oluyor. ABD’nin şuursuzluğu, İran’ın intikam yemini bakalım bölgemizi nereye taşıyacaktır? Bu savaşa benzin taşıyanı da su taşıyanı tarih yazacaktır. Biz ülke olarak inşallah su taşıyanlardan oluruz.

 

Türkiye yıllardır ABD ve Batı’nın ambargosuna maruz kalan İran’ın destekçisi olarak ambargoyu delmiş ve bunun faturasını da ödemiştir. Biz İran’ı değişik platformlarda korumaya çalışırken İran gerek zaman zaman PKK konusunda, gerekse Suriye’de Esad’a karş Türkiye’nin aleyhinde iş yürüterek, Türkiye’yi zor durumda bıraktı. Burnumuzun dibindeki bu kriz bizi de derinden etkileyecektir. Sükûnet ve suhuletle olayları tahlil edip bu yangından en az zararla çıkmak gerekir.

 

Akdeniz’de yaşanan enerji savaşlarında Türkiye’nin Meşru Libya Hükümetiyle yapmış olduğu kıta sahanlığını geliştirici anlaşmayla artık Türkiye Akdeniz’de geniş bir alanda petrol arayabilecek. Bu anlaşma daha önce de olduğu gibi içeride ve dışarıda tepkilerle karşılanmış. Türkî’ye Fransa’dan tutun da Suudi Arabistan’a kadar, İsrail’den Mısır’a kadar ülkelerden sert tepkiler geldi. TBMM’de çıkarılan tezkere ile Libya’ya asker gönderilmesine karar verildi. Böylece hem meşru Libya Hükümeti desteklenecek, hem de enerji anlaşmasından doğan haklara bir halel gelirse korunması sağlanacak. Türkiye’de muhalefet iktidarın her yaptığına muhalefet etmekle kendini konumlandırdığı gibi bu konuda da kimseyi şaşırtmadı. Gene milli bir birlik oluşturulamayarak Libya Tezkeresi oy çokluğuyla kabul edildi. Etrafımızda onca felaket yaşanırken ülkemizde hâlâ birlikte hareket etme adına yol alamamışsak geleceğimizden millet olarak endişe duymalıyız.

 

Milletlerin devlet hayatına istihbarat güçleri hayati derecede ehemmiyet taşıyor. Bu konuda en müşahhas örnek yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’ni 33 yıl gibi uzun bir süre kurmuş olduğu istihbarat teşkilatı ile ayakta tutmuş 2. Abdülhamit Hanı örnek verilebiliriz. Günümüzde ülkelerin en büyük savaşları kurmuş oldukları istihbarat örgütleri sayesinde oluşturdukları istihbarat savaşlarıdır. Devletler görünen savaştan çok daha büyüklerini görünmeyen istihbarat ordularıyla yapıyor. Bugün büyüyen Türkiye için istihbarat teşkilatının gücü her yerde hissediliyor. Her başarılı operasyonunun altında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) nın  başarısına atıfta bulunuluyor. MİT yeni ihtişamlı “KALE” sine kavuştu. MİT’in yeni KALE’si istikbaldeki Büyük Türkiye hayali için son derece etkili ve başarılı işlere imza atacağına yürekten inanıyorum. Ülkemize ve ülkemize umutlarını bağlayan mazlum milletlere hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah bu KALE önemli fetihlere kapı aralayacaktır.  


YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21